Yazı Detayı
31 Ağustos 2018 - Cuma 16:22
 
Dede Bana Atatürk'ü Anlat - 2
Prof. Dr. Ahmet Necmi Yaşar
anecmiyasar@adanademokrat.com
 
 

     -Peki, önce Mustafa, sonra da Mustafa Kemal, daha sonra da Gazi Mustafa Kemal Atatürk demişler bu nasıl olmuş dede?

       -O zaman sana Atatürk’ün okuduğu okullardan bahsetmem gerekiyor:

M. Kemal sırasıyla aşağıdaki okullarda okudu:

    . Mahalle Mektebi ve Şemsi Efendi Okulu  

    . Selanik Mülkiye Rüştiyesi,

      Selanik Askerî  Rüştiyesi (Ortaokul)

    . Selanik Askeri İdadisi (lise)

    . İstanbul Harp Okulu

    . İstanbul Harp Akademisi (Üniversite)

    1893 yılında Selanik Askerî Rüştiyesinde okurken Atatürk’ün zekasına ve çalışkanlığına hayran kalan matematik öğretmeni Mustafa Efendi küçük Mustafa’ya “bir sınıfta iki Mustafa olmaz. Bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun” der.

    İşte  gündür bu gündür adı Mustafa Kemal olur.

    Şunu da belirtmeliyim: Kemal, olgun, oturaklı kişi demektir.

    Aşağıdaki fotoğraflarda Mustafa Kemal'in okuduğu okullar görülmektedir:

    -Ama bazen de niye “Mareşal Gazi Mustafa Kemal ” diyorlar? Bu Mareşal ve Gazi ünvanları nereden geliyor?

     -Bak çocuğum, dünyadaki hemen hemen her kumandan savaşları kendini korumak için karargâh denen uzak yerlerden idare ederlerdi.  Ama Atatürk, canı pahasına askerlerinin önünde savaşa katılırdı.

    1921’de Sakarya Savaşı sırasında atından düşerek birkaç kaburga kemiği kırılmıştı.

    Bildiğin gibi savaşta yaralananlara gazi denir.

     İşte bu nedenle Sakarya Savaşının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi  bir şükran ifadesi olarak Atatürk’e hem Mareşal hem de Gazi ünvanını vermiştir.

 

 

Daha bitmedi. 1934 yılında soyadı kanunu çıkar ve TBMM  Mustafa Kemal’e kendi isteği üzerine “Atatürk” soyadını verir.

      O gündür, bugündür büyük atamız  “Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk” diye anılır.

    -Bir de ona Başöğretmen Atatürk diyorlar. Atatürk öğretmenlik yaptı mı ki?

    -Hayır çocuğum ama askeri başarıdan çok eğitim-öğretimdeki başarıya önem veren bir liderdi.

    Bu nedenle kendisine Millet Mektepleri Başöğretmeni ünvanı verilmiştir (24 Kasım 1928).

    1980’lerden bu yana da 24 Kasım, öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

 

 

    -Atatürk de benim gibi koşup oynayan, hop-layıp zıplayan, zaman zaman yaramazlık ve muziplik yapan bir çocuk muydu?

     -Elbette oğlum, o da her insan gibi bir çocuk-luk dönemi geçirdi.

     Şimdi anlatacağım hikayelerle onun nasıl bir çocuk olduğunu sanırım daha iyi anlarsın:

    Küçük Mustafa tertemiz bir çocuktu. Sarı saçlı, mavi gözlü bu çocuğu herkes severdi.

     Konu komşu  "Zübeyde Hanım'ın oğluna bakın, ne temiz giyiniyor." diye hayranlık duyardı.

     Mustafa'nın en çok sevdiği şey, bahçelerindeki dut ağacına çıkıp daldan dala atlamaktı.

     Mahalledeki çocuklar kaydıraklardan kayarlar zıpzıp oynarlar ve topaç çevirirlerdi. Ama Mustafa, arkadaşlarının oyunlarına hiç karışmaz, büyük bir adam gibi onları seyrederdi.

     Çoğu zaman da evlerinin alt katında oturup derslerine çalışırdı.

Güreşi çok sever, fakat kendisi hiç güreşmezdi.

Çocukları güreşe tutuşturur ve onları keyifle seyrederdi. Kuvvetli çocuklara değer verirdi.

      Kardeşi Makbule’nin anlattığına göre, Mustafa, iki küçük kız kardeşi Makbule ve Naciye ile ceviz oyunu oynar, muziplikler yapar, onlarla alay edermiş.

      Ben sana nasıl Rüzgârişko, sen bana Dedişko diyorsan Mustafa da Makbule’ye Makbuş diye seslenirmiş.

      Arkadaşlarıyla, komşuları  Marangoz olan ustanın tahtadan yaptığı tabancalarla askercilik oynamayı çok severmiş.

      Silahları o kadar çok severmiş ki, bir gün babasının silahını temizlerken elinde patlamış. Şans eseri, yarasız beresiz kurtulmuş.

 

 

Devam edecek...

 
Etiketler: Dede, Bana, Atatürk'ü, Anlat, -, 2,
Yorumlar
Haber Yazılımı