Yazı Detayı
01 Ağustos 2018 - Çarşamba 20:51
 
Başın dertte Adana
Doğan Çelikten
dogancelikten@adanademokrat.com
 
 

Savaş, bir toplumun yaşayacağı en acı duygudur. Gökyüzünden yağan bombalar, ağır silahlarla parçalanan insanlar; harabeye dönmüş kent, binlerce ceset...

Hiç düşündünüz mü bir gece uyurken şehrinizin bombalandığını, yakınlarınızın hayatı kaybettiğini! Hiç düşündünüz mü, eli silahlı binlerce milis tarafından kuşatıldığınızı, kadınlarınıza gözler önünde tecavüz edildiğini, çocuklarınızın gözü önünde ensenize dayanan silah ile infaz edildiğinizi? Suriye toplumu 15 Mart 2011 Tarihinden bu yana bu acı gerçekleri yaşamaktadır. Savaşta halklar ölür, emperyalistler kazanır. 7 yıldır Suriye'de 500 binden fazlan insan hayatını kaybetti, sayısı telaffuz edilemeyen milyonlarca insan yaralandı; Milyonlarca insan mecburi iskan edildi. Hepimiz hep bir ağızdan ''Ne işleri var Türkiye'de, gidip ülkelerini korusunlar'' diyoruz. Diyoruz demesine ama bunun bir iç savaş olduğunu unutuyoruz. Askeri eğitimi olmayan, ağır silah kullanamayan, tank ve uçak kullanamayan insanlara; Gidin ‘savaşın’ diyoruz. Velhasıl ‘gidin ölün’ diyoruz...

Emperyalist güçlerin çıkar ve menfaatleri için yaşanan bu kirli savaşta Suriye halkını bağrımıza basmak, yaralarını sarmak en insani görevimizdir. Fakat ortada bir gerçek vardır ki; TÜRKİYE’NİN SURİYE'DEN GÖÇ EDEN MAĞDURLARLA BAŞI DERDE GİRECEK!

Nasıl mı?

Kayıtlara geçen 4 milyon Suriyeli olduğu söyleniyor fakat bu sayının resmi kayıtlara geçenden daha fazla olduğu kanaatindeyim. Bizim bu insanları istihdam edecek gücümüz var mı? Bu insanları eğitecek ve üretime yönlendirecek gücümüz var mı? Elbette ki hayır. Nitelikli Suriyeli vatandaşlarına kapısını açan Avrupa ülkeleri, Niteliksiz; eğitimsiz, üretime ve ülkenin kalkınmasına katkı sağlayamayacak tüm Suriyelileri Türkiye de bıraktı... Evini zar zor geçindiren konfeksiyon, inşaat, tarla ve bahçede çalışan işçilerimiz artık iş bulmakta zorlanır hale geldiler. İşverenin önceliği, SSK derdi olmayan az maaşla çalıştırabileceği Suriye vatandaşları oldu.

Her neyse lafı uzatmadan sadede geleyim. Adana'da resmi kayıtlarda görünen 250 bin Suriyeli olduğu söyleniyor fakat daha fazla olduğu kanaatindeyim. Adana'da son yıllarda her trafik ışıklarında dilencilik yapan, çöplerden kağıt toplayan, kafe ve restoranlara girerek ‘karnım aç’ diyen insanlar çoğaldı. Bu insanların eğitim almalarını sağlamaz, yönlendirilmez ve istihdama dahil etmeyi başaramazsak, hırsızlık, gasp, taciz/tecavüz ve cinayetler alır başını gider. Trafik ışıklarında dilencilik yapan o masum çocuklar 5 yıl sonra masumiyetlerini yitirir, nitelikli bir suçlu haline gelirler.  Adana 90'lı yıllarda aldığı büyük göçün enkazı ile boğuşurken birde üzerine Suriyeli göçü kaldıramaz. Adana 90'lı yıllarda aldığı niteliksiz göç ile Türkiye’yi ‘suç işlenme istatistiğinde’ ilk sıralara taşıdı. Bugün tarih tekerrür ediyor, bunun önlemi alınmadığı taktirde önümüzdeki yıllarda Adana’yı büyük bir sorun bekliyor. Psikoloji bilimi, suça bulaşan çocukların hangi şartlarda yetiştiğini ve hangi faktörler bu çocukları suça ittiğini çok iyi özetliyor. Lider ve yöneticiler yanılır ama bilim yanılmaz! Bilim, bize bu insanları eğitemez, yönlendiremez ve istihdam edemezseniz kendi canavarınızı yaratmış olursunuz diyor.

 
Etiketler: Başın, dertte, Adana,
Yorumlar
Haber Yazılımı